24 Ocak 2013
Merhaba Sevgili Bisiklet Dostları,
Batı Karadeniz’den yeni bir gezi ile sizlerle birlikteyim. Kdz. Ereğli’den bu defa batıya, Karasu’ya kadar gittim. Kdz. Ereğli’den çıktıktan sonra rotam Alaplı, Akçakoca, Kocaali’yi takip edip, Karasu’da son buldu. Akçakoca’ya kadar pek güzel bir manzara yoktu. Tur benim için buradan sonra başladı desem yeridir.
Kahvaltılık bir şey yok yanımda, Alaplı’ya kadar gidip orada halledeceğim. O nedenle vakit kaybetmeden yola çıkıyorum. Daha önceki yazımda da bahsetmiştim; Ereğli’de kaldığım yer merkeze dört km uzakta olduğu için bu tura da dört km geriden başlıyorum. 🙂 Aşağıda gördüğünüz gemilere kadar 10 km kadar gelmişimdir. Katlanabilir bisikletimde km sayacı olmadığı için pek sağlıklı bilgi veremiyorum. Bu arada Ereğli’den çıkmadan önce Karasu’dan dönecek son aracın saatini öğreniyorum. Saat 15.00’ten sonra Ereğli’ye dönecek araç yokmuş. Bu, saat 15.00’den önce Karasu’da olmam gerektiği anlamına geliyor. Ama nasılsa giderim diyerek rahat rahat pedal çeviriyorum.
Gemilerin tam ortasında kaldırımda benim bisiklet duruyor, kocaman gemiler arasında fark edilmiyor bile. 🙂 Pastan kahverengiye dönüşmüşler, burada ne için duruyorlarsa artık.
Buradan yoluma devam ederken, karşıma yine bir tersane çıkıyor. Ereğli bu konuda da epey gelişmiş bir yer. Tersaneler, limanlar ve Deniz Kuvvetlerine ait birlikler ile sahil boyu epey yoğun. 🙂
Ereğli artık yavaştan geride kalıyor. Alaplı ile arası zaten çok yakın, o nedenle birazdan bir diğer ilçeye varacağım.
Saat 8.00’de evden çıkmıştım, şimdi saat 8.49 ve ben anca ilçeyi geride bırakıyorum. 50 dakikadır ilçe sınırlarında pedallıyorum. 🙂
Eveeeet, Ereğli’yi geçtikten kısa bir süre sonra Zonguldak’ın bir diğer ilçesi Alaplı’ya varıyorum. Ereğli’nin yanında epey küçük kalıyor burası. Fotoğraf çekip kahvaltılık bir şeyler almak için merkeze devam ediyorum.
Devam ederken ilçenin çeşitli bölgelerinden fotoğraf çekmeyi ihmal etmiyorum tabii.
Yoldan biraz içeriye girip market bakacağım. Kek ve meyve suyu ile karnımı doyurabilirim.
Alaplı Irmağı ilçenin tam ortasından geçiyor ve ilçe için çok önemli. Köprü üzerinden bir manzara.
Bir marketten kek ve meyve suyu alıp, yoluma devam ediyorum. Hala iştahım yok, ne zaman olursa o zaman yerim artık. 🙂
Alaplı da geride kalıyor ve Akçakoca’ya doğru devam ediyorum. 26 km yolum kalmış. Yol düz olduğu için pek sıkıntı yok. Manzara ise aynı aşağıdaki gibi. Sağ yanım Karadeniz, sol yanım ise dağlar. Duble yol bir süre sonra bakım sebebi ile tek şerit oluyor, bu yüzden daha dikkatli pedal çeviriyorum.
Arada Karadeniz ile yol arkadaşımı ölümsüzleştiriyorum. Deniz kokusunu içime çekip tekrar yola koyuluyorum. Çocukluğumdan bu yana deniz ile haşır neşir olduğum için öyle özel bir özlemim yok ama.
Kış mevsiminde doğa bize çok güzel manzaralar sunmuyor bence. Kar olursa başka tabii. Onun dışında kuru ve çıplak ağaçlar kötü görünüyor. 🙂
Nihayet tura çıktıktan iki saat sonrasında kahvaltı için duruyorum. Oturup burada karnımı bir güzel doyuruyorum. Üzerine bir de fotoğraf çekiyorum. Benim gibi insanlar yolda oldukça mutlu oluyor. Benim sadık yarim yollardır yollar. 🙂
Benden sonra yol arkadaşım da çekiliyor.
Ardından son kez Karadeniz’i çekip yola devam ediyorum. Akçakoca’ya çok bir şey kalmadı, biraz yükleneyim pedallara. Karşımdan hafif bir rüzgar esiyor ama bu pek yavaşlatamıyor beni.
15 – 20 dakika sonra Akçakoca’ya giriş yapıyorum. Tabeladan sonra dört, beş km daha var merkeze. O nedenle fotoğraf çekip oyalanmadan devam ediyorum.
Ereğli’den bu yana D010 karayolunda pedallıyorum. Bu yol Türkiye’nin Karadeniz sahilinde bir uçtan, diğer ucuna kadar devam ediyor.
Yine bir kış manzarası…
Saat 10.30’da Düzce kavşağını geçip Akçakoca ilçe merkezine devam ediyorum. Hedefim olan Karasu’ yu da gördüm tabelada. Hadi bakalım yola devam edelim. 🙂
Bir süre sonra ilçeye ulaşıyorum. Akçakoca bu bölgede gördüğüm en güzel ilçelerden birisi. Bu mevsimde bile güzelse, yazın nasıldır kim bilir. Arada fotoğraf çekerek pedal çevirmeye devam ediyorum.
Her yerde görülmeyecek bir mimariye sahip cami.
İlçe merkezinden Karasu yönüne devam ediyorum. Burada durup durup fotoğraf çekmek hoşuma gidiyor. Bu bölgenin fındık ile anıldığını, bu ilçeden çıktıktan sonra daha iyi anlayacağım. Öncesinde merkezde bulunan çotanak heykeli dikkatimi çekmişti zaten. 🙂
Artık Akçakoca yavaştan geride kalıyor. Uzaktaki sahilden bir kare çektikten sonra yola devam.
İşte bahsettiğim fındık tarlaları burası. Yol ve evler dışından her bir metre fındık ağaçları ile dolu. Bu kadar yoğun üretim yapılan yeri Giresun taraflarında bile görmemiştim. Ya da dikkat etmemiştim diyelim. Burada o kadar yoğun ki, görünce hayrete düşmemek elde değil.
İşte yine gördüğünüz manzarada bisikletim ve yol dışında her yer fındık. 🙂 Akçakoca’dan sonra yol o kadar sakinleşti ki, keyifle pedal çeviriyorum. Rampa tırmanıyorum ama farkında bile değilim. Çevreyi izlerken kendi kendime bir türkü tutturmuş pedallıyorum.
Biliyorum üzerinde çok durdum ama gerçekten önemli bir konu bu. Türkiye’nin fındık üretimi konusunda buranın kesinlikle hatırı sayılır yüzdesi vardır. Aşağıdaki manzarada bunu destekler bence. 🙂
Karaburun, Melenağzı, Kocaali yönüne devam ediyorum.
Sessiz ve sakin yolda pedal çevirmeye devam. Bu en sevdiğim yol türüdür. Kilometrelerce sıkılmadan, yorulmadan pedal çevirebilirim.
Tahirli köyü bu manzara arasında kaybolmuş köylerden birisi. Epey geniş alana kurulmuş ve güzel bir köy. Buraları yazın tekrar görmek istiyorum. Dilerim şansım olur ve tekrar gelirim.
Su takviyesi için kısa bir mola. Tırmanışlarda hızım biraz düştüğü için yavaş ilerliyorum. Saat 11.40 ve Karasu’ya daha yolum var.
Biraz daha gittikten sonra inişler ve çıkışlar başlıyor. İnişin etkisi ile karşımdaki çıkışın yarısını geride bırakıyorum. Bu böyle defalarca devam ediyor.
Sıradaki köy ise Paşalar oluyor. Burası o kadar otantik bir yer ki, kesinlikle görülmesi gerekir. Eski ve tarihi evlerin arasından geçerek devam ederken durup fotoğraflarını çekiyorum.
Paşalar köyünü geçtikten sonra güzel bir iniş beni bekliyor ve salıyorum rampadan aşağıya bisikletimi. Karaburun’a kadar bu şekilde iniyorum. Akçakoca’da ayrıldığım denizle burada tekrar buluşuyoruz.
Yükselti grafiğine göre buradan sonra tırmanış yok, yani hızla yol alabilirim. Pansiyon ve apart o kadar çok ki buralarda, demek ki baya tercih edilen yerler.
Saatim 12.00’yi gösterdiği sırada giriyorum Melenağzı’ na. Burası da aynı şekilde pansiyonlar ve otellerle çevrili. Arada kamp alanları da var. Güzel bir tatil beldesi…
Yolum üzerinde görülmesi gereken yerlerden fotoğraflar…
Düzce’nin Yığılca ilçesinden doğan Melen Çayı buradan denize dökülüyor. Çayın üzerinde rafting bile yapılabiliyor.
Melen Çayından fotoğraflar ile turumuza devam edebiliriz. 🙂
Melenağzı’nı geride bıraktıktan sonra Sakarya il sınırlarına giriyorum. Bugün gördüğüm üçüncü il sınırı burası. Zonguldak’ın Ereğli ilçesinden yola çıktım, Düzce’nin Akçakoca ilçesini gördüm ve şimdi de Sakarya’ ya geçerek Kocaali ilçesine devam ediyorum. Bir günde üç farklı şehir. 🙂
Kocaali’ ye giderek yaklaşıyorum ve değişik görüntüler devam ediyor. Burası özellikle mi böyle yapılmış yoksa doğal sebeplerden dolayımı böyle anlam veremiyorum. Pirinç tarlaları da böyle suyun içinde olur bir an öyle sanıyorum. Maalesef gerçeği öğrenemeden yoluma devam ediyorum.
Saat 12.30 ve Kocaali’ye vardım. İlçe merkezine doğru sapıyorum. Girişte tabelayı göremediğim için üzgünüm tabii. 🙂 Yol genişletme çalışmaları dolayısı ile sökülmüş.
Sakarya’nın Kocaali ilçesinden bir manzara.
Kaymakamlığın önünden geçiyorum. Artık çok yolum kalmadı ve saat bir gibi buradan çıksam diye düşünüyorum. Kocaali’de pek vakit geçirmiyorum, ilçe merkezinde gezilecek pek bir şey yok. Ana yola çıkıp Karasu’ya devam ediyorum.
Tam bu sırada karşı tarafta Kocaali tabelasını görüyorum. Hemen karşıya geçip fotoğrafını çekiyorum. 13.000 nüfusu ile çok küçük değil, büyük de değil.
Saatim hızla ilerlerken ben de onun hızına yetişmeye çalışıyorum. Saat 13.10 ve Karasu’ya 9 km yol kalmış. Saat 15.00’de olan son minibüse her türlü yetişirim artık. O nedenle yolun tadını çıkartarak pedal çeviriyorum.
Yol çalışması burada da devam ediyor. O nedenle toprak zemine geçip daha güvenli bir şekilde ilerliyorum. Diğer tarafta araçlar karşılıklı geçerken bana pek yer kalmıyor.
Karasu göründü artık, merkeze kadar devam ediyorum.
Karasu sınırlarındayım, ilçe girişinde yine tabela olmadığı için ilçeye girdim mi, girmedim mi kestiremiyorum. 🙂
Buradan devam ederken içim burkuluyor. Nedenine gelince; yol kenarında ki bir evin bahçesinden çığlık sesleri duyuyorum. Kafamı çevirmem ile birlikte gördüğüm manzara beni yıkıyor resmen. Göründüğü kadarıyla bir anne, kızını saçlarından tutmuş sürüklüyor. 🙁 Canı yanan kız ise çığlıklar atıyor ve bir şeyler söylüyor. Bu nasıl acımasızlık, nasıl vicdansızlıktır… Öyle üzülüyorum ki, Karasu’ yu hep bu görüntüyle hatırlayacağım ya, en acısı da bu.
Burayı geride bırakıp ilçe merkezine devam ediyorum. İlk olarak otogarı aramaya koyuluyorum. Minibüs saatini teyit ettikten sonra ilçede gezmeye devam edeceğim. Saat 14.00 bile olmadı henüz ve önümde bir saatten fazla vakit var. İlçeyi gezmeye başlıyorum.
Tabelayı bulamadığım için Karasu Hükümet Konağı önünde bisikletimin fotoğrafını çekiyorum. 🙂 Ardından gezmeye kaldığım yerden devam…
İlçenin araç trafiğine kapalı güzel bir caddesi var. Burada bir uçtan diğer uca kadar gidiyorum. Karnım da acıktı, uygun yerler kestiriyorum.
Evet aradığım yeri buldum ve bir güzel karnımı doyurdum. 🙂 Buradan sonra ilçenin diğer girişine gidip tabelayı bulmak geliyor aklıma. 🙂 Buraya kadar giriş tabelasını çekmeden gitmek istemiyorum. Hadi pedal başına tekrar.. 🙂
Saat 14.30 gibi buluyorum tabelayı. Sonra hızla otogara dönüyorum. Saat 15.00’de Ereğli’ye gidecek olan minibüsü kaçırmayayım. O giderse yandık yani. 🙂
Otogara varıyorum ve bisikletimi katlayıp minibüsün arkasına koyuyorum. Bu turumda 100 km’ye yakın pedal çevirdim. Bir de Ereğli’ye gittikten sonra eve kadar pedal çevireceğim. 🙂 Normalde Ereğli’den Karasu’ya 90 km olan yol, benim için 100 km’yi geçiyor. 🙂 Pişman değilim tabii ki, ama tur bittikten sonra 4 km eve doğru tırmanmak can sıkabiliyor. 🙂
Yeni turlarda görüşmek dileği ile…
Kdz. Ereğli, Alaplı, Akçakoca, Kocaali, Karasu Güzergah ve Yükselti Haritası;
Sevgilerimle…
merhaba geziniz çok hoşuma gitti yarın hava sıcacık ve güneşli hemen yola çıkacağım 😀