21 Nisan 2013
Bu hafta sonunu farklı bir rotada geçirmek için düştük yine yollara. Neredeyiz bu defa?
Denizli’nin Kale ilçesine aracımız ile ulaşıyoruz ve rotayı buradan başlatıyoruz. Köy yollarından geçerek Beyağaç ilçesine ulaşıyoruz ve ardından anayoldan Kale ilçesine geri dönüyoruz. Tabii bu iş buraya yazıldığı kadar kolay olmuyor. 🙂 Sabah 7 olmadan Pedalla Bisiklet önünde buluşup bisikletlerimizi araca yüklüyoruz. 4 bisikleti çizmeden ve zarar vermeden araca sığdırıyoruz. Murat, Gökçe, Ferudun Abiyle 4 kişi oluyoruz. Saat 7’de yola çıkıp 8.00 gibi Kale’de oluyoruz. Birer çay içip bisikletlerimizi topladıktan sonra yola çıkmaya hazırız.
Bir süre Kale – Denizli yolunda pedal çeviriyoruz. Sabah serinliğinde Hırka köyüne varıyoruz. Kısa süre sonra Keçeliler köyü yönüne dönünce yol maceramız başlıyor. Trafiği yok denecek kadar az olan küçük köylerden geçerek devam ediyoruz.
Saat 09.15 gibi Ulukent’ten geçiyoruz. Burada marketten gıda takviyesi yapıyoruz. Yol üzerinde bulduğumuz badem ağaçlarından çağalalar atıştırıyoruz. Sonra tekrar pedal başına. 🙂
Yukarıboğaz köyüne doğru dağ manzarasında pedallıyoruz. Herkes halinden memnun ve mutlu bir şekilde pedal çeviriyor. 🙂 Şimdilik tabii, daha ilerideki rampalarda durum ne olur bilemem 🙂
Karayayla köyü yol ayrımında toparlanmak için duruyoruz. Ben yol arkadaşımın yeni kelebek gidonunu deniyorum ve şimdilik her şey çok güzel gidiyor. Yıllardır istediğim bir şeydi ama anca fırsatını buldum. 🙂
Murat çevreyi keşfediyor. 🙂
Ferudun Abi ve Gökçe’nin performansına diyecek yok. Çok güzel bir dörtlü olduk.
Epeydir tırmanıyoruz ve sona geldiğimizi buradaki tabeladan anladık. Karayolları haritasında burada herhangi bir geçit olduğu yazmıyordu. Ayrıca bu tabelayı da karayolları koymamış. Bu bir sürpriz oldu benim için. Bir geçit daha aşmış olmanın mutluluğu ile sarıldım makineye. 🙂 Ağılca Geçidi Rakım: 1235 m
Buradan Çağırgan’a kadar inişe geçiyoruz. Burada hep birlikte fotoğraf çekiliyoruz. Ardından belediye merkezine doğru devam ediyoruz. Kısa bir çay molası vereceğiz. Bunu hak ettik onca tırmanıştan sonra. 🙂
Baharın habercisi ağaçlar hep çiçek açmış. Bu manzarayı özlemiştik… 🙂
Çağırgan’da kahve önünde durduruluyoruz. 🙂 İkram edilen çaylarımızı beklerken muhabbete başlıyoruz bir köşesinden. Nereden gelir nereye gideriz, kimiz, neyiz… 🙂 Her ayrıntıyı konuşuyoruz. Çaylarımızı yudumlarken bir güzel dinleniyoruz. Beyağaç’a çok yolumuz kalmadı, genelde iniş olacak. Kahvedekilerin deyimi ile bıraksan gider. 🙂
Çay molasının ardından yolumuza devam ediyoruz. Arada kısa tırmanışlar var ama genelde Beyağaç’a kadar düz yol ve iniş ile devam ediyoruz.
Güzel bir inişin başında arkadaşları çekiyorum…
İstikamet Beyağaç… Nerede kaldı arkadaş şu ilçe? 🙂 Artık acıktık ve bir an önce ulaşıp karnımızı doyurmak istiyoruz. Biraz da soluklansak hiç fena olmaz.
Baharın güzel manzaralarını görünce dayanamıyorum ve durup fotoğraf çekiyorum.
Şöyle bi arkaya dönelim de çekiver derken yakalıyorum arkadaşları…
Saat 12.10 ve Beyağaç ilçesine giriş yapıyoruz. Yeni bir ilçeyi göreceğim için sabırsızlanıyorum ve hemen fotoğraf çekilip devam etmek istiyorum.
İlçe merkezine ulaşmamız çok zor olmadı ve karşımıza çıkan ilk lokanta önünde duruyoruz. Pide salonuna oturup siparişlerimizi veriyoruz ve bu sırada elimizi yüzümüzü yıkayıp kendimize geliyoruz. Hava çok sıcak oldu ve etkilenmeye başladık.
Yarım saatten fazla vakit geçirdik burada. Birazdan Kale’ye doğru yola çıkacağız ama pek gitmiyor ayaklarımız. 🙂 Güzel rampalar bizi bekliyor çünkü…
Beyağaç ilçesinden birkaç genel görüntü çekiyorum. Küçük ve il merkezinden uzak bir ilçe burası. Dağlar arasına sıkışmış kalmış.
Artık yavaş yavaş Beyağaç geride kalıyor. Yol üzerinde değişik manzara arayışındayız. Fideleri gübreleme çalışmaları devam ediyor.
Şimdilik güzel yolda devam ediyoruz pedallamaya. Ama bizi neler bekliyor biliyoruz. Güzel bir tırmanışımız olacak, ne zaman başlar bilmiyoruz tabii. 🙂
Kale’ye 36 km yolumuz var, şimdilik hepimiz halimizden memnunuz.
Hafif hafif çıkışa başladık ama şimdilik pek hissettirmiyor. Arada toplanmak için bekliyoruz ve sonra tekrar hep birlikte devam ediyoruz. Yine bir mola anında herşeyi ile tam içime sinen bisikletimin fotoğrafını çekiyorum. Artık yollar korksun benden. 🙂
Sevgili Murat kardeşimden bir kare . 🙂
Ferudun Abi ve Gökçe de geldi artık yola devam edebiliriz. Yavaş yavaş yorgunluk belirtileri başlıyor. Buradan sonra tırmanışlar daha da sertleşecek…
Ara ara dinlenerek çıkışa başlıyoruz ve o kadar km gitmemize karşın tabelalar bizle dalga geçer gibi yüksek rakamlar yazıyorlar. Beyağaç çıkışında 36 yazan tabela 6-7 km gelmiş olmamıza rağmen 33 yazıyor. Bir gariplik var nerede bilemiyorum. 🙂
Kızılcaağaç köyünde durmadan yola devam ediyoruz. Bu bölgede pek su kaynağı da olmayınca bir an önce bir çeşme bulmak için pedal çeviriyoruz.
Yoldaşımın kontrol panelinden bir görüntü. 🙂 Bu haliyle gerçekten çok güzel oldu. 🙂
Rampanın en sert yerlerine geldik. Artık arkadaşların bir kısmı çok yoruldular. Biz bitsin istedikçe rampa daha da uzuyor.
Beyağaç’tan ayrılalı daha 10 km olmuş. 🙂 Epeydir tırmanıyoruz, o nedenle yol bir türlü bitmek bilmiyor..
Saat 15.00 gibi tırmanışın sonuna yaklaşıyoruz. Kayabaşı köyü yakınlarında su molası veriyoruz. Ferudun Abiden güzel bir kare…
Gökçe de hemen arkasından geliyor. Biraz soluklanıp yolumuza devam edeceğiz.
Düzlüğe çıktık ama bu defa rüzgar karşımızdan esiyor. İstediğimiz tempoya bir türlü ulaşamıyoruz. Ama ben yine de çok keyif alıyorum yoldan. Değişik yollarda pedallamak her zaman beni meraklandırmıştır. O nedenle kendi adıma keyfim yerinde.
Her fırsatta yoldaşımın fotoğrafları ile sizleri sıktığım için özür dilerim. 🙂
Giderek hedefimize yaklaşıyoruz. Kale’ye son 13 km kaldı. İnişli çıkışlı yol ile pedal çeviriyoruz. Her şey yolunda gidiyor. Arada toplanıp hep birlikte devam ediyoruz.
Koçarboğazı köyünü geçip inişe devam ediyoruz. Tam artık rampalar bitti, inişe geçiyoruz derken tekrar bir tırmanış ile karşılaşıyoruz. Hiç beklenmedik anda tokat gibi yüzümüze çarpıyor. 🙂 Eeee başa gelen çekilir diyerek tırmanışa geçiyoruz.
Sol taraf geldiğimiz yönü gösteriyor. Bu kısacık mesafede bu kadar yükselmek epey yoruyor bizi.
İşte son tırmanışın zirvesi, artık iniş bizi bekler. 🙂 Yine hep birlikte toplanıyoruz ve Kale girişinde buluşmak üzere salıyoruz bisikletlerimizi rampadan aşağıya.
Kale ilçesini karşıdan gören noktada durup ilçenin genel bir fotoğrafını çekiyorum. Ardından inişe devam ediyorum.
Kale giriş tabelasına ulaştıktan sonra arkadaşları beklemeye koyuluyorum. Arkamdan gelen ilk isim Murat oluyor.
Hemen ardından Ferudun Abi ve Gökçe’de geliyor. Geçtiğimiz yıl 8 Nisan’da Muğla’dan Denizli’ye yaptığım bisiklet turunda Kale giriş tabelasının arkasına Pedalla stikeri yapıştırmıştım. Aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen tekrar orada görmek beni çok mutlu etti. 🙂
İlçe girişinde tüm ekiple final fotoğrafı çekiliyoruz. Bu güzel turu sorunsuz ve mutlu bir şekilde bitirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Rampalar biraz yormuş olsa da zafer mutluluğu ile yorgunluktan eser kalmıyor.
Aracımızı bıraktığımız yere gidip bisikletlerimizi yerleştiriyoruz. Muğla’ya hareket etmeden önce tahinli, ballı pide yiyoruz. 🙂 Çaylarımızı da içtikten sonra artık yola çıkabiliriz. Her şeyiyle mükemmel bir turu daha geride bırakıyoruz. Her fırsatta farklı rotalarda olmaya devam edeceğiz.
Kale, Beyağaç, Kale Güzergâh ve Yükselti Haritası:
Sevgilerimle…
tühhh ya keşke rastgelebilseydik