28 Temmuz 2013
Merhaba Sevgili Pedalla okurları,
Yeni bir “Şehirden Şehire” turu ile sizlerle birlikteyiz. Bu defa Isparta’dan Antalya’ya gitmek üzere yola çıkıyoruz. Bir günde 150 km den fazla pedal çevireceğiz.
Tur kadromuz beş kişiden oluşuyor. Burdur’dan Burçin ve Hasan, Eğirdir’den Onur, Muğla’dan Nil ve ben. Bu turda Hasan ve Onur ile yeni tanışıyoruz. Hasan daha önce tur yapmış ama Onur’un ilk uzun turu olacak. Cesaretinden dolayı tebrik etmek gerekir. 🙂
Büyük Isparta Oteli önünde buluşuyoruz. Burada kahvaltımızı hep birlikte yapma kararı alınca, saat 7 de tura başlama planım biraz sarkıyor.
Yola çıkmadan hemen önce Isparta şehir merkezinden bir kare…
Tüm katılımcı arkadaşlarımız tamamlandıktan sonra saat 7:30 gibi anca hareket ediyoruz. Isparta merkezden Antalya yönüne doğru yola çıkıyoruz. Bu yolu 2008 yılında geçmiştim. Ağlasun kavşağına kadar iniş olduğunu biliyorum. Ama sonrası için güzel tırmanışlar bizi bekliyor olacak. 🙂 Isparta’ yı geride bıraktık ve Sav kasabasından geçtikten sonra Ağlasun’a 30 km yolumuz kalmış. Normalde Isparta’dan Antalya’ya gidecek birisi Ağlasun yolundan gitmez. Ama biz yolumuzu biraz uzatarak Ağlasun’a geçip oradan Çeltikçi ve Bucak’ı takip ederek Antalya’ya gideceğiz.
Yolumuz üzerindeki bu ahşap ev dikkatimizi çekiyor. Üflesen yıkılacak gibi görünüyor. 🙂
Bir süre sonra Antalya yolundan ayrılıp Ağlasun yönüne dönüyoruz. Döndükten hemen sonra tırmanış başlıyor. Ara ara fotoğraf molaları dışında durmadan pedal çevirmeye devam ediyoruz.
Tam 8.00 de Burdur il sınırlarına giriyoruz.
Şöyle geriye dönüp ardımızda kalan manzarayı da izlemek iyi geliyor bazen…
Tırmanış başlayınca birbirimizden kopuyoruz ve herkes kendi temposunda tırmanmaya başlıyor. Tırmanış zirvesinde nasıl olsa buluşacağız. Sabahın erken saati olmasına karşın sıcak kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Akdeniz iklimini iliklerimize kadar hissedebiliyoruz. 🙂 Tam zirveye varmak üzere Hasan’ın objektifinden ben. 🙂
Yaklaşık 4 km kadar tırmandıktan sonra 950 metre rakımda bulunan Köroğlu Beli zirvesine ulaşıyoruz. Kısa bir soluklanmadan sonra inişe geçeceğiz. Burada geçit tabelası ile birlikte tur arkadaşlarımın fotoğrafını çekiyorum.
Bu kadar tırmandıktan sonra güzel bir iniş olur diye boşuna beklemişiz, iniş 1 km bile sürmedi, Ağlasun’a kadar hafif çıkışlarla devam ediyoruz. Çevremizdeki dağ manzaraları çok güzel görünüyor. Ara ara mola vererek bu güzel manzaraları seyre dalıyoruz.
Ağlasun’a 7 km yolumuz kalmış. Bu arada saat de tam 9.00 olmuş. Program dahilinde gidiyoruz, şuan için her şey yolunda.
Turumuzun tek bayan katılımcısı Nil’den bir kare. 🙂
Bu tabela önünde biraz fazla duruyoruz. Daha Ağlasun’a ulaşınca çay molası vereceğiz. Hadi pedal başına.. 🙂
Son durduğumuz tabelanın üzerinden 25 dakika geçiyor ve biz Ağlasun’a giriş yapıyoruz. Giriş tabelasında turun hatırası olarak fotoğraf çekildikten sonra merkeze doğru devam ediyoruz.
Hasan Ağlasun’lu olduğu için ilçe merkezinde bizi o yönlendiriyor. Arkasına takıldık gidiyoruz.
Güzel bir çay bahçesinde durup çaylarımızı söylüyoruz. Bu mola hepimiz için iyi geliyor. Günün ilk tırmanışı bizi biraz yordu. Daha önümüzde gidilecek çok yol var. 🙂
Bu arada dikkat ederseniz masa üzerinde bir tane tam ekmek var. 🙂 Onur kardeşimiz bu ekmeği tur boyunca sırtında taşıdı. 🙂
Yeteri kadar dinlendikten sonra kaldığımız yerden yolumuza devam ediyoruz. İlçe merkezinde bulunan büyük çınarın altındaki çeşmeden sularımızı doldurup Antalya’ya doğru yola koyuluyoruz.
Ağlasun’u çıktıktan kısa bir süre sonra yine tırmanışa başlıyoruz. Yol çizgilerini yeni yaptıkları için tam üzerine dubalar yerleştirmişler. O nedenle arkadan gelen araçlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bizim için epey tehlike oluşturuyorlar.
Yükseldikçe karşımıza çıkan manzaralar güzelleşiyor. Yağmur suları ile oluşmuş doğal göletler çok güzel görünüyor. Durup fotoğraf çekip hemen tırmanmaya devam ediyorum.
Bir yanımız dağ taş, diğer yanımız ise ova göl, haydi pedalla Nil… 🙂
Hemen önümüzde Burçin ve Hasan tırmanıyorlar. Karayolları haritasına göre burada bir geçit görünmüyor. Fakat tırmanış buranın bir geçit olduğunu ima eder gibi.
Şöyle bir arkama bakıp güzel çıkmışız diyorum. 🙂
Onur ve hemen ardında Nil sağlam pedallar ile çıkışı sürdürüyorlar. 🙂
Nihayet zirveye ulaşınca karşımıza Peçenek Beli tabelası çıkıyor. Bu güzel sürpriz karşısında çok mutlu oluyorum; hani geçit yoktu? 🙂
Dinlenen Burçin ve Onur’dan bir kare…
Zirvede fotoğraf molasından sonra inişe geçiyoruz. Burdur – Antalya yoluna kadar ineceğiz.
10.45’te zirveden hareket ediyoruz ve tam 15 dakika sonra anayola bağlanıyoruz. Buradan ilk olarak Çeltikçi yönüne dönüyoruz.
Çok gitmeden Çeltikçi ilçe tabelası ile buluşuyoruz. Burada yine hatıra fotoğrafı çekiliyoruz. İlçe merkezine kadar devam etmeden Bucak yönüne geri dönüyoruz.
Saat 11.00 gibi karnımız iyice acıkıyor. Sabah erken kahvaltı yapmanın dezavantajı bu. 🙂 Bucak’a ulaşıp orada öğle yemeğimizi yiyeceğiz. Henüz 10 km yolumuz ve önümüzde de 700 metrelik bir tırmanış var.
Bu mesafeyi bir solukta geçiyoruz ve saat 11.35′ de Bucak ilçesine giriş yapıyoruz.
Burçin birkaç arkadaşına ulaşmaya çalışıyor güzel bir yemek için ama çabaları sonuç vermiyor. Biz de ilk gördüğümüz lokantada durup yemeklere bakıyoruz. Daha fazla gidecek gücümüzde kalmadı zaten. Kervan Kebap’ta oturuyoruz ve hep birlikte yiyeceklerimizin siparişini veriyoruz.
Hemen hemen yolu yarıladık sayılır. Bir güzel karnımızı doyuruyoruz ve üzerine çaylarımızı içerken dinleniyoruz. Buradan sonra sadece bir tırmanışımız kaldı. O da meşhur Çubuk Beli tabii. Gideceğimiz yönden pek bir zorluğu olmasa da kış aylarında ters yönden gelen araçlar için zorlayıcı olabiliyor.
Karnımızı doyurduk ve artık hareket saatimiz geldi. Toplarlanıp yola çıkıyoruz. Şanslıyız ki rüzgar hafiften arkamızdan esiyor. 🙂
Tempomuzu tutturmuş gidiyoruz. O kadar güzel gidiyoruz ki, sadece bu tabelanın fotoğrafını çekmek için durduğumda arkadaşlarımı gözden kaybettim. 🙂
Biraz daha gittikten sonra Korkuteli kavşağı ile karşılaşıyoruz. Burada kısa bir toplanma molası veriyoruz.
Burçin ve Nil geldikten sonra devam edeceğiz.
Buradan sonra yine tempoyu tutturarak yolumuza devam ediyoruz. Neredeyse bir saat boyunca fotoğraf makinemi elime almıyorum. Saat 14.15’te Antalya il sınırlarına girince duruyoruz ve burada ekibimizin fotoğrafını çekiyorum.
Fazla vakit kaybetmeden devam ediyoruz. Yarım saat kadar gittikten sonra Dağbeli Köyüne ulaşıyoruz. Burası Çubuk Belinin başlangıcında bulunan bir köy. Tırmanışa başladıktan hemen sonra burada çeşme başında su molası veriyoruz. Tırmanış öncesi bizim için güzel bir dinlenme olacak. Zirveye ulaştıktan sonra artık Antalya’ya bir şey kalmıyor. 🙂
Her tırmanışta olduğu gibi burada da herkes kendine bir tempo tutturuyor. Antalya’ya son 49 km kaldığını görüyoruz.
Karşıda görünen yer Dağdibi Köyü, geride bırakıp tırmanmaya devam ediyoruz.
25 dakikalık tırmanışın sonunda Çubuk Belinin zirvesini görüyoruz. Bizden önce varan Hasan biz gelirken güzel bir fotoğraf çekiyor.
Günün 3. ve son geçidini aşmış olmanın mutluluğu ile fotoğraf çekiliyoruz. 925 metredeyiz ve Antalya’ya kadar ineceğiz. Tabii arada biraz düzlükler var ama çok önemli değil. Düz mantıkla; 925 metreden 0 metreye kadar ineceğimizi biliyoruz. 🙂
Kısa molanın ardından salıyoruz bisikletlerimizi geçit zirvesinden aşağıya. Buradan sonra fotoğraf çekme aralığım epey uzuyor. 🙂 İnişin keyfini çıkartmak için pek durmuyorum .
Antalya’ya 30 km kaldığını gösteren tabelayı düzlükte çekiyorum.
30 km tabelasından 20 km tabelasına 45 dakikada geliyoruz. Düzlük bir süre sonra bizi sıkmaya başlıyor. 🙂 Bir an önce Antalya’ya ulaşmak istiyoruz.
Saat 17.00’yi gösterdiği sırada Antalya giriş tabelasına ulaşıyoruz. Tabelaya Pedalla stikeri yapıştırırken Hasan’ın objektifine yakalanıyorum. 🙂
Burada vakit kaybetmeden yolumuza devam ediyoruz. Hemen sonrasında Döşemealtı ilçesi tabelası çıkıyor karşımıza.
Denizli kavşağını geçip inişe geçmeden hemen önce Kepez ilçe tabelası karşılıyor bizi. Burada yine ekip ile fotoğraf çekiliyoruz. Artık vardık sayılır, buradan merkeze kadar ineceğiz.
Seyir tepesinde durarak bir süre Antalya’yı izliyoruz. Bu büyük şehir epey geniş bir alana kurulmuş ve gittikçe genişlemeye devam ediyor.
Kepez Belediyesinin muhteşem görünen yapay şelalesi önünde Nil.
Sonra da Hasan bizi çekiyor.
Buradan sonra yolumuza devam ediyoruz. Ama öncesinde hayvanat bahçesini gezmek için oylama yapıyoruz ve çoğunluklu evet oyu çıktığı için gidonumuzu oraya çeviriyoruz. Girişte hep birlikte fotoğraf çekiliyoruz ve gezmeye başlıyoruz.
Yarım saat kadar vakit geçiriyoruz burada. Onur Isparta’ya geri döneceği için bir an önce otogara gitmek için sabırsızlanıyor. 🙂 Bu durumda daha fazla vakit kaybetmeden yola koyuluyoruz. Otogara ulaşıp Onur ile burada vedalaşıp biz de biletlerimizi alıyoruz. Biletler gece otobüsüne olduğu için Antalya’da biraz vakit geçireceğiz.
İlk olarak karnımızı doyurmamız gerekiyor. Hasan’ın daha önce gittiği bir yeri buluyoruz. Hemen siparişleri verip tıka basa dolduruyoruz midemizi. 🙂 Sonrasında ise sahile iniyoruz. Dayanamayıp kendimi suya atıyorum. 150 küsür kilometrenin yorgunluğu ve teri bir anda üzerimden akıp gidiyor. 🙂
Akşama kadar buralarda oyalandıktan sonra otogara doğru yola çıkıyoruz. Antalya’nın akşam trafiği bizi biraz geriyor ve zor da olsa otogara ulaşıyoruz. Burçin ve Hasan bizden bir saat önceki otobüsle gidecekleri için biraz erken geldik. Ayrılmadan önce son kez dört arkadaş kamera karşısına geçiyoruz. Tabii makineyi bir vatandaşa verip fotoğraf rica edince böyle bir kare çıkıyor ortaya 🙂
Biz de otobüse bisikletlerimizi yükleyip koltuğumuza oturuyoruz. Nil, 1 günde 164 km pedallayarak kendi rekorunu kırmış olmanın mutluluğu ile, ben de yine güzel bir rotada pedal basmış olmamın mutluluğu ile kâh uyur, kâh uyanık Muğla’ya ulaşıyoruz. Böylelikle yeni bir haftaya enerjik olarak başlayacağız.
Toplam Km: 153.72 Km | Ort.Hız: 21.7 | Max.Hız: 60.7 | Bisiklet Kullanımı: 07:03:30
Isparta’dan Antalya’ya Güzergâh ve Yükselti Haritası;
Saygılarımla…
Not: Pedalla.com imzası olmayan fotoğraflar Hasan Hüseyin Macit’e aittir.
Benim memleketimden (Isparta) yapmış olduğunuz bu turu büyük bir keyifle okudum teşekkürler Serkan
Süper bir tur olmuş. Acaip hevesledim 🙂 Biz de arkadaşlar İstanbul – Sivas yapmayı düşünüyoruz bakalım 🙂
Okumak bile heyecan verici yeni bir bisikletçiyim ve dilerim bir gün turlarınıza eşlik ederim.
Bende eğirdirliyim ben motorsikletçiyim motorsikletle turlar yapıyorum ama sizleri tebrik ediyorum bende 10 sene boyunca bisiklet kullandım tabiki bizim sürdüğüm zamanlar bukadar herşey göz önünde ve ulaşılabilir değildi ben bisan marka bisikletimle eğirdir ısparta arası gitmiştim sonra eğirdir dinar arası yolculuk yapmıştık üç arkadaş imkansızlıklar çoktu o gülle gibi ağır bisikletlerle okadar yolu gidip dönmüştük ama bende şöyle kafa dengi arkadaşlar bulursam sizin gibi bir bisiklet alıp böyle unutulmayacak bir bisiklet turu yapacağım kimnederse desin hayatı dilediğin gibi yaşadığında hayat güzeldir siz doğru yoldasınız.