14 Temmuz 2011
Yeni bir tur dizisi ile sizlerle birlikteyim arkadaşlar,
Kuzey’den Güney’e turumun ardından otobüs ile Ankara’ya geliyorum. Burada bir gün zaman geçiriyorum ve tekrar yola çıkmak için sabırsızlanıyorum. Ama tam olarak ne tarafa gitmek istediğimi bilmiyorum. Hele bir yola çıkayım yol beni istediği yere götürür zaten mantığı ile yola çıkmaya karar veriyorum. Bisikletimi Ankara’da Güngörler Bisiklete bakım için bırakmıştım. Tura çıkacağım gün gidip alıyorum. Öğlene kadar vakit geçiriyorum ve bisikletimi tekrar yola hazır hale getiriyorum. Saatim 12:00 gösterdiği sırada Burak ve Cem arkadaşlarıma teşekkür ederek Güngörler Bisikletten Kızılcahamam’a doğru gitmek üzere ayrılıyorum.
Ankara’nın içinden çıkmak pek kolay olmuyor. İstanbul tabelalarını takip ederek şehirden çıkmak istiyorum. Yol üzerinde Acity alışveriş merkezini görüyorum. Hemen yanında bir arkadaşım çalışıyordu, buraya kadar gelmişken ona da uğruyorum. Tam öğle saatine denk geldiğim için arkadaşım Ferhat ile birlikte yemek yiyoruz. Birazda dinlendikten sonra yola devam etmek üzere bisikletimin yanına gidiyorum. Ama ön lastiğimi patlamış olarak görüyorum. Hiç vakit kaybetmeden yedek iç lastiğimi takıyorum ve şişirdikten sonra yoluma devam ediyorum. Eksik olan PSİ ise bir petrol istasyonunda tamamlıyorum. Artık tamamen yola odaklanabilirim.
Yola koyulduktan bir süre sonra Kevser arıyor ve hafta sonu Beypazarı ve Kıbrıscık’a gideceklerini söylüyor ve beni de davet ediyor. Ama ben yola çıktığımı ve Kızılcahamam’a doğru gittiğimi söylüyorum. Geri dönmem için ısrar ediyor ama bende yola çıktım, geri dönüş yok diyerek yoluma devam ediyorum. Tabi bir yandan da güzel bir eğlence vardır diyerek aklım onlarda kalıyor. Ama yola devam…
Hemen hemen Ankara gerimde kalıyor ve sakin yollar beni bekliyor. İstikamet ilk olarak Kazan ileri marş… 🙂
Artık Ankara tamamen gerimde kaldı ve tek başınalığım ile yine yollardayım. Bazen tek başıma gitmeyi seviyorum, ama bazense bu durum pek hoşuma gitmiyor. Sanırım bu turda tek başınalıktan pek hoşnut değilim. Olsun ama, bu geçen zamanı değerlendirmek adına güzel yerler göreceğim bunu biliyorum. Bu arada Kazan’a 22 km yolumun olduğunu görüyorum.
Yoldaşım yükünü almış her an yolda olmak istiyor gibi. Ona haksızlık etmemek gerek. 🙂 O nedenle yollarda olmaya devam…
Yolumun üzerinde benimle aynı ismi taşıyan petrol istasyonunun fotoğrafını çekiyorum. 🙂 Selam olsun adaşıma…
Bu petrolü geçtikten sonra hafiften yağmur başlıyor. Hemen uygun bir yer bularak yağmurluğumu giyiniyorum ve çantalarımın üzerini örtüyorum. Sonra tekrar yola devam…
Hafif inişli çıkışlı yollar ile giderek Kazan ilçesine yakınlaşıyorum. Bu gece tam olarak nerede kalacağımı bilmiyorum ama Kazılcahamam’a kadar gitmeyi düşünüyorum. O nedenle pek acelem yok, yavaş yavaş yol alıyorum. Kazan’a 11 km yolumun kalıyor.
Buradan sonra Kazan’a kadar yolda kayda değer ne bir şey yaşıyorum, ne de bir şey görüyorum. O nedenle bu 11 km fotoğrafsız geçiyor. Saatim öğleden sonra 4:00’ü henüz geçerken giriyorum Kazan’a…
Kazan girişinde son kilometrelerde rüzgara karşı pedal çevirmek biraz canımı sıkıyor. Hem rüzgar, hemde tek başıma hiç çekilmiyor nedense. 🙂 Rüzgarın şiddetini buyurun buradan görün…
Kazan girişinde biraz soluklanmak için bir petrol istasyonuna giriyorum ve çay içiyorum. Ücretsiz promosyon çaydan iki bardak içerken bir yandan da Kevser’in tur davetini düşünüyorum. Hemen haritama sarılıp Kızılcahamam’dan Beypazarı’na giden yola bakıyorum. Evet yol var ve Güdül ilçesinden geçiyor. Aklımda Karabük’e doğru gitmek vardı. Bakıyorum Beypazarı üzerinden de bunu yapabilirim. Tek başınalığa yenik düşerek Kevser’i arıyorum ve bugün Kızılcahamam’da kalacağımı yarın ise Beypazarı’na doğru gideceğimi söylüyorum. Cumartesi günü ise hep birlikte Kıbrıscık’a gideriz diyorum. Hem ben, hemde Kevser seviniyor bu habere ve telefonu kapatıp Kızılcahamam’a doğru yolu koyuluyorum.
Yolum üzerinde ki köylerden bir manzara…
Saatim 17:00’i gösteriyor ve Kızılcahamam’a 28 km yolum var. Akşama kadar giderim herhalde diyerek takılıyorum kafama göre.
Çok gitmeden karşıma uzunca bir tırmanış çıkıyor ve bisikletimi rölantiye alarak çıkışa başlıyorum. Yol tek taraflı olarak trafiğe açık. O nedenle boş olan tarafa geçiyorum ve kocaman yolda keyifle pedal çeviriyorum.
Tepeyi aştıktan sonra inişe geçiyorum ve kaymak asfalt, boş yolda inişinde tadını çıkartıyorum.
Yol bir süre sonra tekrar eski haline dönüyor ve karışık trafiğin içine giriyorum. Tam bu sırada ise sağ tarafımda çok güzel bir manzara beni karşılıyor.
Bu güzel manzara da yoldaşımı da ölümsüzleştiriyorum.
Bu güzel manzaraya biraz dikkatli bakınca balık tutan insanları görüyorum. Onlarda mutlular ve keyiflerine bakıyorlar.
Burada gereğinden fazla durduktan sonra tekrar yola çıkıyorum ve yine hafif bir tırmanış ile yoluma devam ediyorum. Bu defa tırmandığım rampanın adını biliyorum ama. 🙂 Burası Kargasekmez Geçidi…
1135 metreye kadar burayı tırmanacağım. O nedenle kendimi ona göre hazırlıyorum ve keyfime göre çıkışa devam ediyorum.
Bir süre gittikten sonra bir çeşme başında su molası veriyorum. Burada bir çok kamyoncu durmuş yemek yiyor, o nedenle fazla rahatsız etmeden ben ayrılıyorum oradan. Aşağıda görünen güzel manzaraya kadar da durmuyorum. 🙂
Tırmanış çaktırmadan devam ederken epey yol almışım. Kızılcahamam’a 11 km yolum kalmış bile.
Yolum üzerinde bulunan güzel köylerden bir tanesinin daha yanından usulca geçip gidiyorum.
Kargasekmez geçidinin zirvesine saat 18:30 anca gibi ulaşıyorum. Bu noktada Kartaltepe Mesire yerine sadece 2 km varmış. Saat birazcık erken olsa girip gezmeyi çok isterdim. Ama şuan için Kızılcahamam’da nerede kalacağım konusunda hiç bir fikrim olmadığı için vakit ayıramıyorum ve yoluma devam ediyorum.
Zirveden sonra Kızılcahamam’a kadar inişe geçiyorum. Bu inişi ise o kadar tırmanışın hatırına hızlıca iniyorum. İlçe girişinde tekrar Kevser ile telefonlaşıyoruz ve bana kamp kurmam için bir yer tarif ediyor. Kızılcahamam ilçe merkezinin birkaç km üzerinde Soğuksu Milli Parkından bahsediyor. Bende oraya gitmek üzere harekete geçiyorum.
İlçe merkezinden geçiyorum ve akşam yemeği için birşeyler bakıyorum. Kevser burada bulunan bir pideciden bahsetmişti. O yeri elimle koymuş gibi bulmama rağmen pideyi bulamıyorum. Saat akşam 6:00’dan sonra pide yapmıyormuş. Dükkan açık ama pide yok. 🙂 Bende başka alternatif bakıyorum, aynı zamanda da Soğuksuya doğru gidiyorum.
Yolum üzerinde gördüğüm yer ise bu defa Kızılcahamam’ın adını aldığı kaplıcalar oluyor.
Yemek için birşeylere karar veremiyorum ve milli parka doğru çıkmaya devam ediyorum. Kızılcahamam’dan bir kare daha çekiyorum ve tırmanmaya devam ediyorum.
Soğuksu Milli Park girişine geliyorum ve burada bulunan güvenlik görevlisi arkadaşlara bisiklet ile gezdiğimden bahsediyorum ve kamp kurmak için izin istiyorum. Beni milli parkın içinde bulunan ana bürolarına yönlendiriyor. Bu arada burada tam festival zamanıymış, o nedenle de çok kalabalık. Ama ben pes etmeden güvenlik görevlilerinin yerine giriyorum. Orada bulunan bir arkadaşa tekrar anlatıyorum bisiklet ile gezdiğimi ve kamp kurmak istediğimi. Sağolsun beni anlayışla karşılıyor ve güvenlik odasının hemen yanına çadır kurmama izin veriyor.
Çok geçmeden etrafımda birçok kişi toplanıyor ve soru yağmuruna tutuyorlar. Kızılcahamam’ın gençleri bir an olsun beni yalnız bırakmıyorlar ve sürekli yardım etmek için birbirleri ile yarışıyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor. Bir çırpıda çadırımı kuruyorum ve girip üzerimi değiştiriyorum. İkram edilen ekmek, peynir, domates ve kolayı afiyetle mideme indiriyorum. 🙂 İyi ki çarşıdan yiyecek birşeyler almamışım.
Festival olduğu için akşamda çok keyifli vakit geçiriyorum. Sonra ise biraz dinlenmek için çadırıma girip dinleniyorum ve bir süre sonra uykuya dalıyorum. Bugün tek başıma biraz sıkılsam da, akşam mutlu oluyorum ve bunun için gerçekten değer diyerek kendimi teselli ediyorum. Teselliden yana, gerçekten mutluydu be arkadaş.
Gün Toplam Km: 84,37 | Ort. Hız: 18,2 | Max. Hız: 55,4 | Bisiklet Kullanma Süresi: 04:37:45
Tur Toplam Km: 84,37
1.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Ankara – Kızılcahamam); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?
Sevgi ve Saygılarımla…
Memleketim :))
hadi bakalım…güzel tur…
Her zamanki gibi imreniyorummmm…selametleeee..
bende uzun yola gitmek istiyorum ama 16 yaşında olduğum için sıcak bakmıyolar ailem buna kendime bisiklet bile aldım bunun için bianchi argon tavsiyeleriniz varsa ne yapmalıyım uzun yol için sizce ilk başta 100 km fazla bir yolmu ve yanlızmı yapmalıyım bir arkadaşımlamı bu sürüşü kendimede güveniyorum bisiklet konusunda… ??yardımcı olursanız sevinirim
Serkan, anlatımın, verdiğin detaylarla turu bize de yaşatıyorsun.. ama yetmiyor elbet.. rampada bacakların yanması, inişte rüzgarı göğsünde hissetmek, bu yorgunluğun üzerine sanki ilk defa yemek yiyormuş gibi iştahla yemek.. hepsini yaşamak lazım.
Bazen yalnızlığın çekilmez olduğu.. bazen de eşsiz olduğu..
Her kelimeni, detayı keyifle okuyorum.
e bu böyle fazla gitmez gibi :))
bundan sonraki ilk turunda yanında görürsen beni şaşırma 🙂
Sevgiler.
Merhaba Arkadaşlar,
Yorumlarınız bana güç kuvvet veriyor bilesiniz.. O nedenle hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim…
Sevgiler…
bende uzun yola çıkıp değişik yerler görmek istiyorum ama yanıma arkadaş bulamıyorum.bisikletle uzun yol deyince herkes yüzüme aval aval bakıyor sen delimisin diyorlar…ALPERENEROĞLU biz tanışalım bence beraber uzun yola gider geliriz.yaşım 17. wanted43tr2@gmail.com